Class room with desks, and the words: Better Future,Turkey 1969 Voluteering, Little Athletics Multiculturalism, Teaching,  second sanguage, Joy of Grandchildren   Recognising senior Victorians logo and image

Although Australia was a distant country, economic factors were an important reason for many people to apply to migrate to Australia. Ozdemir, who is a resident at the Ottoman Village Aged Care Centre, is 78 years old.

The following story is provided in Turkish, Ozdemir's native language, and then English.

Osmanlı Yaşlılar evinde kalan Ozdemir 78 yaşında. 1969’da eşi ve bir çocuğu ile birlikte Avustralya’ya ekonomik nedenlerle, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak için göç etti. 5. Kafile olarak Essendon Havaalanına indiler. Broadmedows’da bir hostele yerleştirildiler. Birçok yeni gelen Türk gibi Özdemir’de Ford araba fabrikasında işe başladı. “Kaldığımız hostelle Ford fabrikasının arası 100 metreydi. Yetkililer gelip bizimle hostelde konuşuyor ve hemen işe alıyorlardı” dedi. İkinci işi Toyota araba fabrikası oldu. Toyota’da futbol takımına amatör oyuncu olarak katıldı. Türkiye’de de amatör futbol oynamıştı. Toyota yılları onun en keyifli yılları oldu.

1970 yılında ilk Türk derneği olan Avustralya Türk Kültür Derneği’ni kurdu. Bay Road, Cheltenham’da bir evde oturuyorlardı. Oturduğu evin önü boş bir bakkal dükkanıydı.  Burayı düzenleyerek sınıf haline getirdi. Arkadaşları masalar ve sıralar yaptılar. Türkiye’de öğretmenlik yapan 4 arkadaşı gönüllü öğretmen oldu. Türkiye’den hiçbir destek almadan Cumartesi Türk okulunu açtılar. Dernek olarak Türk Toplumu’nun örf ve adetlerini korumaları ve sosyalleşmelerine yardım ederken, Cumartesi Türk okulu ile de çocukların ana dillerini unutmamalarını sağladı. Gönüllülüğü bir hayat felsefesi olarak gören Özdemir, “yaptığım hiçbir işi gösteriş olsun diye yapmadım. İçimden gelerek ve severek, kendi toplumuma hizmet olarak yaptım” dedi.

İkinci oğlu 1972’de burada doğdu. Oğlunu 6 yaşından 12 yaşına kadar, her Cumartesi saat 8-12 arası Little Athletics programına götürdü. Özdemir, oğluna atletizmi sevdirdiği için çok mutlu oldu.

Özdemir’in en büyük üzüntüsü yaşadığı ülke Avustralya’nın dili İngilizceyi öğrenememek olmuş. Bu konuda “Her insanın doğuştan yeteneği vardır. Benim bu yeteneğim yokmuş” diyor. İlk geldiği yıllarda her gün 11-1 arası Melbourne şehir merkezinde İngilizce kursuna gider, saat 3’de işine başlarmış.

Yaşı ilerledikçe sağlığı ile ilgili problemleri olduğunu söyleyen Özdemir, Osmanlı Yaşlılar evinde kalmaktan çok mutlu olduğunu, daha önceki gibi Türk Toplumu’nun sosyal faaliyetlerine çok fazla katılamadığını, şu an en büyük uğraşının 23 yağındaki torunu ile ilgilenmek olduğunu söyledi.

Şu anda gençlerin dünyasının çok değişik olduğunu vurgulayan Özdemir, Ekonominin insan hayatına yön vermekte çok etkili olduğunu, ekonomik olarak iyi isen her şeyi yapabileceğine inandığını söyledi

“Kendi ülkemde yaşamayı çok isterdim. Fakat ekonomik olarak Avustralya’da olmaktan çok mutluyum. Ayrıca çokkültürlü bir ülke vatandaşı olmak çok güzel” dedi.

The story in English

A better future

In 1969, he immigrated to Australia with his wife and child for economic reasons and to provide a better future for his children. They landed at Essendon Airport as the fifth group of migrants from Turkey and they were placed in a hostel in Broadmeadows. Like many newly arrived Turks, he started working at the Ford factory. "The hostel we stayed at and the Ford factory were 100 metres away from each other. The Ford factory management came and talked to us at the hostel and hired us immediately" he said. His second job was at the Toyota car factory. He joined the soccer team at Toyota as an amateur player and he had also played amateur soccer in Turkey. The Toyota years have been his most enjoyable.

Building a community

In 1970, he founded the first Turkish association, the Australian Turkish Cultural Association (‘ATCA’). At the time, Ozdemir and his family were living in a house on Bay Road in Cheltenham. The front of his house was an empty grocery store, which he converted to a classroom. His friends made tables and rows. Four of his friends who taught in Turkey became volunteer teachers and without any additional support from the Turkish Government, they opened up a Turkish Saturday-school. The ATCA as an association helped the Turkish Community to preserve its customs and socialise with other communities, while the Saturday Turkish school ensured that children did not forget their mother language. Ozdemir, who sees volunteering as a philosophy of life, said, "I did nothing for show. I did it as a service to my own community from the heart and with enjoyment."

Raising a family

His second son was born in Australia in 1972. Between the ages of six to 12, he took his son to the Little Athletics program every Saturday from 8:00am to 12:00pm. Özdemir was very happy to see his son love and develop a passion for athletics. Ozdemir's greatest regret was the inability to learn English, the language of Australia, in the country in which he lived. "Every person has a natural ability. Unfortunately I do not have that ability" he said. In his first years in Australia, he went to an English course in the Melbourne CBD every day between 11:00am and 1:00 p.m, and then started work from 3:00pm. It was tiring for him. Özdemir, who said that he had problems with his health as he got older, said that he was very happy to be staying in the Ottoman Village Aged Care facility as he could not attend the social activities of the Turkish community as often as he could in the past. He said that greatest interest now was to take care of and be involved in the life of his grand-daughter, now 23 years old. Emphasising that the world of young people is very different now, Özdemir said that the economy is very effective in guiding human life and that he believes that if you are economically stable, you can do anything. "I would love to live in my own country, but I am very happy to be in Australia. It is also very nice to be a citizen of a multicultural country."